Dünya ve Türkiye olarak olumlu-olumsuz tarihi olaylar yaşıyoruz. Pandemiyi yaşadık, bitti nefes aldık. Tüm zamanların en büyük deprem felaketini yaşadık, acısını çekmeye devam ediyoruz. Hafta sonu ise siyasi bir deprem yaşadık. Ülke bütün acıları bir kenara bırakıp, Millet İttifakı'nda yaşanan masayı terk etme olayını konuştu. Herkes eteğindeki taşı döktü. Söylenecek ne varsa söylendi. Asıl aktör, "Halil İbrahim Sofrası" çağrısı yaparak "birleşe birleşe kazanacağız" mesajı  verdi. "Su aktı yatağını buldu" ve Millet İttifakı'nın 13. Cumhurbaşkanı adayı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu oldu. Tarih yazılırken, olayları canlı yaşamak, o tarihin içinde olmak bir çoğumuz için gündemi takip etmekten öteye geçmeyebilir. Türkiye'de iki gün içinde siyasi tarih yeniden yazıldı. Demokrasi tarihimizde yaşanan ve birçok bilinen olayı geride bırakarak. Ben bu yeniden demokrasi inşasını canlı tanıklık ettiğim için kendimi şanslı sayıyorum. Yaşayan kuşaklar olarak tarihe geçecek başka hangi olayları göreceğimizi de merak etmiyor değilim.

DEMOKRASİ MABEDİ:"SAADET ALTINDAĞ"
Türkiye, toplum olarak son bir haftadır gözünü bir mekana çevirdi. Ankara Altındağ ilçesinde bulunan Saadet Partisi Genel Merkezi'ne. Buradan çıkacak kararlar için saatlerce beklendi. Kavgada burada başladı, ülkeyi demokrasiye götürecek imzalar da burada atıldı. Tarihi olaylar, isimlerini yaşandıkları yer ve şehirlerden adını alır. Cumhuriyet'in temellerinin atıldığı kongre Sivas'ta yapıldığı için Sivas Kongresi adını almıştır. Türkiye'nin bağımsızlığını simgeleyen tapu senedi olan anlaşma İsviçre'nin Lozan kentinde imzalandığı için Lozan Anlaşması adını almıştır. Altındağ ve Saadet Partisi genel merkezi, Türk demokrasi tarihine mekan olarak adını bu olayla yazdırmış oldu. Tarihçiler bu olayı anlatırken bu iki yere vurgu yapmadan geçmeyecektir. 

Son cümle: "Bu milletin ortak değeri Türk bayrağı ve Atatürk'tür. Saadet genel merkezinde bu iki değeri dalgalandıranlara bin selam olsun. Yolun açık olsun Bay Kemal..."